YEMİNİMİ BOZDUM…

Mayıs 10, 2007

Hatice hanım 39-40 yaşlarında tesettürlü bir bayandı. On üç yıllık evliliklerinde sorun vardı. Eşinin eskiden içki içtiğini gece hayatına düşkünlüğünü anlattı. Üç sene önce kutsal toprakları ziyaret etmişler hacı olmuşlardı, tövbe etmişti eşi de kötü alışkanlıklarına. Gerçekten de döndükten sonra eşi bir daha ağzına içki sürmemiş, gece hayatını bırakmıştı. Ama son 6-7 aydır başka huylar edinmişti, işlerini bahane ederek haftanın 2 veya 3 günü ortadan kayboluyor, o günler geceleri de eve gelmiyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu huyundan vazgeçirememişti Hatice hanım eşini, üstelik ne yaptığını, nereye gittiğini de söylemiyordu kocası. Tabi aklına ilk gelen başka bir kadındı.

Eşi Ali beyin 52 yaşında olduğunu söylemişti Hatice hanım. Olduğundan daha yaşlı gösteriyordu oysa. Emekliydi Ali bey, emekli ikramiyesinin bir kısmıyla oğluna temizlik malzemeleri satan küçük bir dükkan açmıştı, oğluna yardım ediyordu dükkan da, bazen de öğleden sonra kahveye filan gidiyordu. Her şey sıradan olması gerektiği gibiydi. İşin ilginç yanı haftanın bir iki günü ortalardan kaybolmasını gerektirecek bir meşgalesi yoktu beyefendinin.

Kendisini izlemeye başlamamızın 3 günü akşamına doğru dükkandan çıktı Ali bey. Kahveye gitmesini beklerken otobüse bindi ve şehir merkezine gitti. Otobüsten indikten sonra, 45 dakikaya yakın dolaştı. Vitrinlere baktı, gazete ve sigara aldı büfeden. Bu aheste yürüyüşün ardından şehrin meyhaneleri, barları ile bilindik sokağına geldik.

Küçük meyhanenin kapısında garson buyur etti kendisini belli ki tanıyorlardı. Köşede bir masaya oturdu, daha bir şey söylemeden rakısını mezesini getirdi garsonlar. Gazetesini açtı, sigarasını yaktı evet rakısını da içiyor, hani bırakmıştı bu adam içkiyi. Saatlerce kaldı meyhanede bir büyük rakı içti üzerine de cilasını çekmeyi ihmal etmedi. Gece yarısına doğru ayrıldı meyhaneden yakınlardaki bir otele gitti. Hatice hanım arayıp eşinin gelmediğini söylüyordu, kendisini başka bir kadının veya herhangi bir ters durumun olmadığını söyleyerek cevapladım. Ertesi gün öğlene doğru otelden ayrıldı Ali bey oyalanmadan evine gitti. Otelde ve meyhanede yaptığımız küçük bir araştırma da bu durumun haftanın 2 veya 3 günü tekrarlandığını öğrendik. Read the rest of this entry »

ETME, BULMA DÜNYASI…

Mayıs 8, 2007

60-65 yaşlarında bir beydi telefon eden. Buluşmaya gittiğimde oldukça şık, bakımlı nasıl desem biraz da kalantor görünümlü biriyle karşılaştım. Ahmet bey evliydi ama karısından yana bir şikayeti yoktu. Öğrenmek istediği sevgilisinin kendisini aldatıp aldatmadığıydı.

Sevgilisi henüz 30 yaşındaydı, çalışıyordu, oldukça bakımlı güzel bir bayandı, Ahmet beyin onun için kiraladığı evde oturuyor, onun için aldığı arabayı kullanıyordu. Kısacası rahat bir yaşam sürüyordu. Bana bir beraberlikten çok ticari bir ilişki gibi gelmişti.

İlk bir hafta boyunca önemli bir gelişme olmamıştı. İşine gidip geliyor, öğlenleri arkadaşlarıyla yemeğe çıkıyor, alışverişe gidiyor vs. Dikkatimi çeken şey kadının sürekli tetikteymiş gibi bir hali vardı, bir yerlerde otururken sürekli etrafını gözetliyor, bir şeyler arıyormuş gibi sağa sola bakınıyordu. Üstelik bu bir hafta da iki kere de gözden kaçırmıştık kendisini, 4-5 saat sonra evine geldiğinde bulmuştuk. Olmaması gereken bir durumdu.

Ahmet beyle telefonla yaptığımız görüşmede kendisine sordum, daha önce de sevgilisinin peşine adam taktığını ama iki gün sonra kadının adamı fark ettiğini, tartıştıklarını anlattı. Bunu sormam iyi olmuştu, kadın varlığımızdan haberdar olmasa bile sürekli tetikteydi. Belki de fark etmişti bizi, bilemiyorum.

Kadının üzerine kayıtlı olmayan fakat onun kullandığı ikinci bir telefon (patates hat diye tabir edilir) hattını tespit ettik. Bu arada takip etmeyi bırakmıştık. Bu ikinci hatla yapılan görüşmeleri çıkarttığımızda, zaten telefonun özellikle tek bir kişi ile konuşmak için kullanıldığı çok açık bir biçimde belliydi.

Çoğu zaman işe yarayan bir yöntemi denedim. Bu ikinci telefonla sık sık aranan numaranın sahibini buldum ve 30’lu yaşlarındaki bu adamı takip etmeye başladım. Anlaşılan çalışmıyordu, öğlen saatlerinde ancak çıkıyordu evden, semtteki kahveye gidiyordu akşam geç saatlerde de evine dönüyordu. Öyle ya Ahmet beyin verdikleri ikisine de yetiyor olmalıydı.

Üçüncü gün akşamı adamımız erkenden evine gitti ve üstünü değiştirmiş, tıraşını olmuş bir vaziyette evden çıktı. Read the rest of this entry »

NANKÖR YEĞEN…

Mayıs 7, 2007

Samet bey 50’li yaşların başındaydı. Üçüncü evliliğini dört sene önce, kendisinden 22 yaş küçük olan şimdiki eşi ile yapmıştı. Oldukça aksi, güç anlaşılabilir birisi gibi görünüyordu.

İlk zamanlar eşiyle arasında hiçbir sıkıntı olmamasına rağmen, bir süredir eşinin kendisiyle ilgilenmediğinden, doğru dürüst konuşamamalarından bahsetti, birkaç aydır geceleri bile hiçbir şey olmadığını yüzü kızararak anlattı. Zaman zaman beraberliklerde böyle dönemler yaşanabileceğini bu durumun geçici olabileceğinden bahsetsem de ısrarla bir şeyler olduğunu düşünüyordu.

Gerekli bilgileri aldıktan sonra kendisinden ayrıldım.

Aslında her şey Samet beyin kontrolü altında gibi görünüyordu. Kadın çalışmıyordu, ihtiyacı da yoktu, kocasının da üye olduğu, başkanlığını da Samet beyin arkadaşının yaptığı bir yardım derneğine gidip geliyor, derneğin faaliyetlerine katılıyordu. Bayan arkadaşlarıyla buluşuyor, kuaföre, spor salonuna gidiyordu. Bu gidip gitmelerini de şoförünün kullandığı arabasıyla yapıyordu. Şoför de Samet beyin öz yeğeniydi. Karısına göz kulak olması için bizzat kendisi tarafından seçilmişti.

Samet beyin eşi, gerçekten de hoş bir bayandı ve bu güzelliğinin, insanları nasıl etkileyebileceğinin de farkındaydı. Kendinden emin bir tavrı vardı.

Bir hafta olmuştu ve eşinin Samet beyin şüphelerini doğrulayacak hiçbir hareketi olmamıştı. Dışarı çıktığında yemek yediği yerlerdeki garsonlar dışında yanına hiçbir erkek yaklaşmamıştı bile. Read the rest of this entry »