SEMİNER… GÖREV AŞKI !
Mayıs 10, 2007
Kocasının kendisini aldattığından şüpheleniyordu Esra hanım, belirtiler yine aynıydı son günlerde yaşanan iletişimsizlik, monotonluk, eşinin kendisiyle daha az hatta hiç ilgilenmemesi, cinsel hayatlarındaki tükenme, gittikçe sıklaşan ve konusu boşanma olan konuşmalar vs.
Adam bir devlet dairesinde üst düzey memur olarak çalışıyordu. Çalıştığı yerde neredeyse seksenin üzerinde bayan personel vardı ve konumu gereği herkesle görüşüyordu haliyle. İşine devletin kendisine tahsis ettiği makam aracıyla gidip geliyordu. İlk bir haftalık izleme de Esra hanımın şüphelerini doğrulayacak hiçbir emareye rastlamamıştım.
Birkaç tanıdık vasıtasıyla aynı yerde çalışan birinden, Esra hanımın eşi Cem beyin daha önce makam sekreterliğini yapan ve sonrasında aralarında bir ilişki bulunduğuna dair söylentiler çıkınca aynı kurumda başka bir şube de görevlendirilen bir kadının varlığını öğrendim. Yalnız bu kadın evliydi ve işin ilginç yanı eşi de aynı kurumda çalışıyordu.
Sonrasında Cem beyin bir seminere katılmak üzere şehir dışına çıkacağı bilgisi geldi. Cem bey iş için şehir dışına çıkmıştı ama söz konusu seminer 3 gün sonra başlayacaktı. Peki neden erken gitmişti.
Bulunduğu yerdeki elemanımızdan Cem beyin yanındaki hanım arkadaşıyla birlikte denize nazır bir otelde 2 gündür tatil yaptığı haberi geldi. Ertesi gün akşamı tatillerini bitirmişler Cem bey hanım arkadaşını otobüse bindirmiş, kendisi de şehir merkezinde başka bir otele yerleşmişti. Asıl seminer daha yeni başlıyordu. Read the rest of this entry »
ÖĞRET-MEN…!
Mayıs 10, 2007
Sevgi hanım henüz 25 yaşlarında öğretmenlik yapan minyon tipli bir bayandı. Eşi Hasan bey de aynı şehirde kendisi gibi ilkokul öğretmeniydi. Evlilikleri henüz ikinci yılını bile doldurmadan sarsılmaya başlamıştı. Sevgi hanımın anlattıklarına göre olmayacak sebeplerden dolayı kavga ediyorlardı ve evin içinde sürekli huzursuz gergin bir ortam vardı, ne yaparsa yapsın bu problemi aşamadığını söylüyordu. Bunların sebebi olarak da başka bir kadının varlığından şüpheleniyordu.
Hasan beyin öğretmenlik yaptığı okul şehrin orta direk tabir edilen semtlerinin birinde bulunuyordu. Küçük bir devlet okuluydu.
Takibimizin birinci ve ikinci günlerinde Hasan bey dersi bittiği zamanlarda kahveye gitti, bira içmeye gitti, parkta oturdu, sanki öylesine vakit geçiriyordu. Abarttığını düşünmüştüm konuşurken ama sanırım evlerindeki huzursuzluk Sevgi hanımın anlattığı kadar vardı, çünkü Hasan bey eve gitmek istemiyor gibiydi.
Dikkatimi çeken şey telefonla çok fazla konuşuyor olmasıydı, oldukça neşeleniyordu telefonla konuşurken. Durmadan birileri arıyordu, telefon sustuğu zamanlarda ise o birilerini aramaya başlıyordu.
Üçüncü gün okuldan, dersi bittikten bir saat sonra çıktı. Kendisini izlediğimde okula 8-10 dakika uzaklığındaki bir sokakta bulunan apartmanlardan birisine girdiğini gördüm, aşağı yukarı kırk beş dakika içeride kaldıktan sonra evden çıktı. Yine bir süre oyalandıktan sonra evine gitti. Ertesi gün aynı saatlerde önceki gün gittiği yerin iki alt sokağında başka bir apartmana girmişti öğretmen bey. Orada da bir saate yakın kaldıktan sonra ayrıldı.
Sonraki günlerde Hasan bey bu ziyaretlerin yanı sıra kahve ve birahane turlarına devam etti bu arada ziyaret ettiği önceki evlerin yakınlarında bir üçüncü ev daha ortaya çıktı. Telefon konuşmaları ise hiç hız kesmeden aynen devam ediyordu. Read the rest of this entry »
YEMİNİMİ BOZDUM…
Mayıs 10, 2007
Hatice hanım 39-40 yaşlarında tesettürlü bir bayandı. On üç yıllık evliliklerinde sorun vardı. Eşinin eskiden içki içtiğini gece hayatına düşkünlüğünü anlattı. Üç sene önce kutsal toprakları ziyaret etmişler hacı olmuşlardı, tövbe etmişti eşi de kötü alışkanlıklarına. Gerçekten de döndükten sonra eşi bir daha ağzına içki sürmemiş, gece hayatını bırakmıştı. Ama son 6-7 aydır başka huylar edinmişti, işlerini bahane ederek haftanın 2 veya 3 günü ortadan kayboluyor, o günler geceleri de eve gelmiyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu huyundan vazgeçirememişti Hatice hanım eşini, üstelik ne yaptığını, nereye gittiğini de söylemiyordu kocası. Tabi aklına ilk gelen başka bir kadındı.
Eşi Ali beyin 52 yaşında olduğunu söylemişti Hatice hanım. Olduğundan daha yaşlı gösteriyordu oysa. Emekliydi Ali bey, emekli ikramiyesinin bir kısmıyla oğluna temizlik malzemeleri satan küçük bir dükkan açmıştı, oğluna yardım ediyordu dükkan da, bazen de öğleden sonra kahveye filan gidiyordu. Her şey sıradan olması gerektiği gibiydi. İşin ilginç yanı haftanın bir iki günü ortalardan kaybolmasını gerektirecek bir meşgalesi yoktu beyefendinin.
Kendisini izlemeye başlamamızın 3 günü akşamına doğru dükkandan çıktı Ali bey. Kahveye gitmesini beklerken otobüse bindi ve şehir merkezine gitti. Otobüsten indikten sonra, 45 dakikaya yakın dolaştı. Vitrinlere baktı, gazete ve sigara aldı büfeden. Bu aheste yürüyüşün ardından şehrin meyhaneleri, barları ile bilindik sokağına geldik.
Küçük meyhanenin kapısında garson buyur etti kendisini belli ki tanıyorlardı. Köşede bir masaya oturdu, daha bir şey söylemeden rakısını mezesini getirdi garsonlar. Gazetesini açtı, sigarasını yaktı evet rakısını da içiyor, hani bırakmıştı bu adam içkiyi. Saatlerce kaldı meyhanede bir büyük rakı içti üzerine de cilasını çekmeyi ihmal etmedi. Gece yarısına doğru ayrıldı meyhaneden yakınlardaki bir otele gitti. Hatice hanım arayıp eşinin gelmediğini söylüyordu, kendisini başka bir kadının veya herhangi bir ters durumun olmadığını söyleyerek cevapladım. Ertesi gün öğlene doğru otelden ayrıldı Ali bey oyalanmadan evine gitti. Otelde ve meyhanede yaptığımız küçük bir araştırma da bu durumun haftanın 2 veya 3 günü tekrarlandığını öğrendik. Read the rest of this entry »