ALDATILMANIN BÖYLESİ…
Mayıs 2, 2007
Defalarca takip ettim, cep telefonundaki numaraları kontrol ettim, ceplerini karıştırdım aklıma gelen her şeyi yaptım ama hiçbir şey bulamadım diyordu Banu hanım, artık son çarem sizsiniz. İnsan böyle bir kadını neden aldatır ki? diye sormaktan alamıyordum kendime.
Beş senelik evliydi Banu hanım fakat son bir senedir kocasıyla arasında problemler başlamıştı. Eşi sık sık boşanmak istediğini söylüyor, bunun için bir sebep gösteremiyordu, üstelik son yedi sekiz aydır cinsellik adına hiçbir paylaşımları olmamıştı. Eşini seviyordu Banu hanım ve yuvasının bozulmasını istemiyordu.
Eşi bir bankada memur olarak çalışıyordu, dolayısıyla sabahtan akşama kadar işyerinde kalıyordu. Öğlenleri herkesle beraber yemeğe çıkıyor, akşamları fazla oyalanmadan evine gidiyordu.
Dördüncü gün her zamanki gibi öğlen yemeğe çıktı Taner bey ama yemekten sonra bankaya dönmelerini beklerken işyerinden bir erkek arkadaşıyla beraber bankanın da bulunduğu semtin ara sokaklarında bir binaya girdiler. Yaklaşık iki saat sonra evden çıkan Taner bey çalıştığı bankaya geri döndü. Arkadaşı evde kalmıştı. Anlaşılan kaçamak yaptığı kadınla arkadaşının evinde buluşuyordu.
Sonra ki günlerde aynı şekilde iki kere daha aynı eve gitti Taner bey yanında yine aynı arkadaşıyla. Banu hanıma sorduğumda Taner’in işyerinden çok yakın, samimi bir arkadaşı olduğunu hatta onunla bile konuştuğunu ama bir şey öğrenemediğini anlattı. Tamam arkadaşı doğal olarak Taner’i savunuyordu ama ortalıkta başka bir kadın yoktu.
Taner bey o akşam oldukça geç çıktı işyerinden, evine değil de şehrin gece hayatı canlı olan bölgesine doğru gidiyordu, tabi biz de. Banu hanımı aradığımda evde bayan arkadaşlarının olduğunu Taner’in de akşam arkadaşlarıyla birkaç kadeh içmeye gideceğini haber verdiğini söyledi bize. Takibin sonunda Taner beyin kapısında girdiği bar farklı zevkleri olan kişileri konuk etmesiyle adını duyurmuştu gece hayatında.
Yarım saat sonra içeri girdiğimde yüksek sesli bir müzik eşliğinde dans eden insanlar ve ortalığı kaplamış sigara dumanı arasında ilerlemeye çalışırken bir yandan da gözlerim Taner beyi arıyordu. Mekanın daha loş olan köşelerinde oldukça samimi bir şekilde kendi hemcinsleriyle öpüşen, neredeyse ayak üzeri sevişen kadın ve erkekler dikkat çekiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi, burada dünyanın çivisi çıkmıştı adeta. İşte onlardan birisi de kendilerinden geçmiş bir vaziyette, sarmaş dolaş 9-10 metre çaprazımda duruyordu; Taner bey ve eşinin işyerinden en yakın, samimi arkadaşı olarak bildiği kişi. Eşini bir erkekle aldatıyordu Taner bey. En yakın, en samimi arkadaşı aslında sevgilisiydi.
Gece yarısına doğru işimi bitirip çıktım oradan.
Tahmin etmeme rağmen gördüklerim karşısında beynim uyuşmuştu, aptallaşmıştım. Banu hanımın gerçekleri öğrendiği anki durumunu düşünmek bile istemiyordum. Ertesi sabah için randevulaştık, eğer varsa konuyu bilen bir arkadaşı veya yakınıyla gelmesini rica ettim. Aldatılmak zaten başlı başına kötü bir şeydi, bir de böylesi… bu yükü mutlaka birileriyle paylaşması gerektiğini düşündüm.
Sabah buluştuğumuzda yanında bir bayan arkadaşını da getirmişti, içinde bilgilerin bulunduğu büyük zarfı alarak çantasına koydu, hiç soru sormadı teşekkür etti ve gitti.
Kendisini bir sene sonra tesadüfen gördüm, ayaküstü konuşmamızda çok mücadele ettiğini ama eşinin durumunda bir değişiklik olmadığı için boşanmak zorunda kaldığını anlattı. Gerçekten güçlü bir kadınmış.
Mayıs 10, 2007 at 10:44 am
Gerçekten çok kötü bir kadın olarak aldatıldıgına mı yanarsın, yoksa aldatıldıgın kisinin bir erkek olmasına mı?
Mayıs 11, 2007 at 8:38 am
oldukça
ilginç
ürkünç
korkunç
ve iğrenç