Zeynep hanım çok dertliydi 52 yaşındaki kocası Erhan bey bunca yıldan sonra garip huylar edinmişti. İlk aldıkları günden itibaren Erhan beyin varı yoğu bilgisayar olmuştu.  Eve gelir gelmez üzerine değiştirip bilgisayarın başına oturan Erhan bey gece yarılarına kadar başından kalkmaz olmuştu bu aletin, yemeğini bile makinenin başında yiyordu. Kadını yanaştırmıyordu bilgisayarın yanına, hoş baksam da anlamam zaten demişti Zeynep hanım.  Eskisi gibi ilgilenmiyordu eşiyle, buna paralel olarak da saç kesim şekli değişmiş, genç işi yeni giysiler alınmıştı, kokular parfümler de işin cabası. Zoruma gidiyor diyordu kadın bunca yıldan sonra böyle davranması.

Erhan bey emekli olmasına rağmen özel bir şirketin pazarlama departmanında çalışmaya devam ediyordu. Kendisini takip etmeye başladığımızda gördük ki ofis dışına çok sık çıkıyordu. Takibimizin ilk üç gününde kayda değer bir durum oluşmamıştı. Çalıştığı firmanın rutin dışarı işlerini takip ediyordu.

Dördüncü günü sabahı Erhan beyi kendisinden oldukça küçük neredeyse kızı sayılabilecek  yaşlarda bir bayanla beraber oldukça samimi bir vaziyette kahvaltı ederken görüntüledik. Neredeyse öğle saatlerine kadar uzayan kahvaltı esnasında çiftin arada el ele tutuşmaları gözümüzden kaçmamıştı. Anlaşılan sanal alemde istediği heyecanı yakalamıştı Erhan bey. Kahvaltının akabinde ayrıldılar ve Erhan bey çalıştığı firmaya gitti.

Ertesi gün akşam mesai sonrasında  internet aşıkları bu sefer şehrin merkezinde daha çok  genç sevgililerin öpüşüp koklaşmak için gittiği loş, ufak  bir cafedeydiler. Erhan bey gençleri aratmıyordu, davranışlarında ben sizin gibi kaç tanesini cebimden çıkarırım gibilerinden bir hava seziliyordu adeta. Dört saate yakın kaldıktan sonra mekandan ayrıldılar.

Hadi bu adam kart bir zamparaydı ama yanındakine ne demeli. 20’li yaşların ortasındaki bir bayanın ne işi vardı bu adamla.

İhtiyar delikanlıyla (yoksa kart zampara mı demeliyim), genç partnerini iki gün sonraki randevularında, gittikleri otele giriş ve çıkışlarındaki  Read the rest of this entry »

SEMİNER… GÖREV AŞKI !

Mayıs 10, 2007

Kocasının kendisini aldattığından şüpheleniyordu Esra hanım, belirtiler yine aynıydı son günlerde yaşanan iletişimsizlik, monotonluk, eşinin kendisiyle daha az hatta hiç ilgilenmemesi, cinsel hayatlarındaki tükenme, gittikçe sıklaşan ve konusu boşanma olan konuşmalar vs.

Adam bir devlet dairesinde üst düzey memur olarak çalışıyordu. Çalıştığı yerde neredeyse seksenin üzerinde bayan personel vardı ve konumu gereği herkesle görüşüyordu haliyle. İşine devletin kendisine tahsis ettiği makam aracıyla gidip geliyordu. İlk bir haftalık izleme de Esra hanımın şüphelerini doğrulayacak hiçbir emareye rastlamamıştım.

Birkaç tanıdık vasıtasıyla aynı yerde çalışan birinden, Esra hanımın eşi Cem beyin daha önce makam sekreterliğini yapan ve sonrasında aralarında bir ilişki bulunduğuna dair söylentiler çıkınca aynı kurumda başka bir şube de görevlendirilen bir kadının varlığını öğrendim. Yalnız bu kadın evliydi ve işin ilginç yanı eşi de aynı kurumda çalışıyordu.

Sonrasında Cem beyin bir seminere katılmak üzere şehir dışına çıkacağı bilgisi geldi. Cem bey iş için şehir dışına çıkmıştı ama söz konusu seminer 3 gün sonra başlayacaktı. Peki neden erken gitmişti.

Bulunduğu yerdeki elemanımızdan Cem beyin yanındaki hanım arkadaşıyla birlikte denize nazır bir otelde 2 gündür tatil yaptığı haberi geldi. Ertesi gün akşamı tatillerini bitirmişler Cem bey hanım arkadaşını otobüse bindirmiş, kendisi de şehir merkezinde başka bir otele yerleşmişti. Asıl seminer daha yeni başlıyordu. Read the rest of this entry »

ÖĞRET-MEN…!

Mayıs 10, 2007

Sevgi hanım henüz 25 yaşlarında öğretmenlik yapan minyon tipli bir bayandı. Eşi Hasan bey de aynı şehirde kendisi gibi ilkokul öğretmeniydi. Evlilikleri henüz ikinci yılını bile doldurmadan sarsılmaya başlamıştı. Sevgi hanımın anlattıklarına göre olmayacak sebeplerden dolayı kavga ediyorlardı ve evin içinde sürekli huzursuz gergin bir ortam vardı, ne yaparsa yapsın bu problemi aşamadığını söylüyordu. Bunların sebebi olarak da başka bir kadının varlığından şüpheleniyordu.

Hasan beyin öğretmenlik yaptığı okul şehrin orta direk tabir edilen semtlerinin birinde bulunuyordu. Küçük bir devlet okuluydu.

Takibimizin birinci ve ikinci günlerinde Hasan bey dersi bittiği zamanlarda kahveye gitti, bira içmeye gitti, parkta oturdu, sanki öylesine vakit geçiriyordu. Abarttığını düşünmüştüm konuşurken ama sanırım evlerindeki huzursuzluk Sevgi hanımın anlattığı kadar vardı, çünkü Hasan bey eve gitmek istemiyor gibiydi.

Dikkatimi çeken şey telefonla çok fazla konuşuyor olmasıydı, oldukça neşeleniyordu telefonla konuşurken. Durmadan birileri arıyordu, telefon sustuğu zamanlarda ise o birilerini aramaya başlıyordu.

Üçüncü gün okuldan, dersi bittikten bir saat sonra çıktı. Kendisini izlediğimde okula 8-10 dakika uzaklığındaki bir sokakta bulunan apartmanlardan birisine girdiğini gördüm, aşağı yukarı kırk beş dakika içeride kaldıktan sonra evden çıktı. Yine bir süre oyalandıktan sonra evine gitti. Ertesi gün aynı saatlerde önceki gün gittiği yerin iki alt sokağında başka bir apartmana girmişti öğretmen bey. Orada da bir saate yakın kaldıktan sonra ayrıldı.

Sonraki günlerde Hasan bey bu ziyaretlerin yanı sıra kahve ve birahane turlarına devam etti bu arada ziyaret ettiği önceki evlerin yakınlarında bir üçüncü ev daha ortaya çıktı. Telefon konuşmaları ise hiç hız kesmeden aynen devam ediyordu. Read the rest of this entry »